Mektubumuz

SEVGİYLE BİR NOT;

Sevgili Storyteller,
Bir gezgin olarak büyüyüp göçebe gibi bir yerden bir yere taşınırken hayatı; valizimi toplamakla açmak arasında geçen zamanın güzel bir kaosu olarak algıladım. Kıyafetlerim her mevsimde ve her durakta yol arkadaşım oldu — ve beni hiç yarı yolda bırakmadılar. Fazla eskitildiklerinde bile.

Bir yere tam olarak yerleşmemek, her evi geçici saymak biraz eğlence getiriyor; ama aynı zamanda hiçbir yere değil her yere, hiç kimseye değil yolculuk boyunca sevdiğin herkese ait olma duygusunu da. Valizde adımlarımı izleyen kıyafetlerim, tutunabileceğim en kalıcı şey oldu; çünkü en iyi, en kötü ve en benzersiz hikâyelerimi onlar taşıyor. Üstelik çoğu zaman insana yakışıyorlar da. Ghosting, gaslighting ya da manipülasyon yok — garanti.

Sonunda fark ettim ki bütün bu sakin ve çılgın hikâyeleri birlikte yazmışız; onlar benim içine yerleştiğim ikinci tenim olmuş. Birlikte dinlendik; birlikte çıldırdık. Yani anladım ki gerçek en yakın dost onlarmış — bir yabancı üzerinde bıraktığım her ilk izlenimde bile bana yardım ettiler. O zamanın yabancıları, şimdi belki dostlar.

Sonunda elimizde kalan, kalbimizdeki hikâyelerimiz; ve biz zaten onlardan ibaretiz. Kuşaklar öncesinden atalarımızın hikâyeleri bile bizi sessizce şekillendiriyor. Birbirimize hikâye anlatmanın gücü öyle büyülü ki; inanmaya, ilişkiler başlatmaya, dostluklar kurmaya, fikirler üretmeye, sanat yapmaya, şirketler ya da markalar kurmaya, ihtiyaçları keşfetmeye ve kırılganlıklarımızı paylaşmaya yardım ediyor.

Şunu fark ettim: Başrol biz olduğumuz sürece kıyafetler, anlatımızın en iyi yardımcı oyuncuları. Rüzgârda savrulduğumuzu hissettiğimiz anlarda bile kıyafetlerimizin içinde yere basarız. Ve güneş — her zaman yaptığı gibi — yeniden doğduğunda, ritme bizimle birlikte akıp dans etmelerini isteriz. Her hâlükârda hikâyeleri hep birlikte yazdık, hep birlikte yazacağız. Üstelik sevdiklerimizin kokusunu da içlerine çekerler; anıları geri getirirler — bu yüzden bazı parçaları kendimize saklarız, bazen gizlice. Oradaydılar. Oradalar. Bizim için.

Nice kolay merhabalar ve zor vedalar; benzersiz insanlarla tanışılacak nice yerler. Bağ kurduğumuz bir insana duyduğumuz sevgi öyle büyür ki, sonunda sevdiğimiz insanları bir araya getiririz — bundan güzeli yok bizim için. Bu yüzden yolumuzun kesiştiği her hikâyeye âşık olmadan edemiyoruz. Bütün o güzel, dağınık ve çılgın hikâyelerden sonra; en iyi günlerimizin henüz gelmediğine inanan umutsuz inançlılarız. En iyi hikâyelerimiz henüz yazılmadı.

Bu yolda Storytellers'ın; gerçek bir dost olmasını ve size neredeyse kendi hikâyeleriniz kadar ev hissi vermesini diliyoruz. Ev bir yer değil; kabul edilmiş, anlaşılmış ve sevilmiş hissetmek olsun diye. Hikâyenizin içinde, dışarıda olmaktan mutluluk duyuyoruz.

Sevgi, huzur, delilik ve minnetle,

Storytellers;